Hangi edebiyat, hangi iktisat sorularına uzun boylu girmeyeceğiz.

Elbette gerçekçi, toplumcu edebiyat ve devrimci ekonomi politik.

Kitabımızın adı: Toprak Uyanırsa, Ekmeksizköy Öğretmeninin Hatıraları, Şevket Süreyya Aydemir, Remzi Kitabevi, 7. Basım, İstanbul, Kasım 1993.

Elimizde öğretici ve ütopik yanları ağır basan bir roman var.

Köylü motive edildiğinde ve Anadolu’da bir köy toprağı uyandırıldığında, canlandırıldığında, ortaya yeni, hayali bir Türkiye çıkar.

Toprak Uyanırsa neler olmaz, toprak uyandırılırsa doğayı, insanı, geleceği, özgürlüğü hangi hazineler bekler?

Yanıtları elbette olağanüstü güzellikteki bir dil ve anlatım ustalığıyla kitapta.

Bir öğretmen, hak edilmiş bir dinlenme-emeklilik yaşamına başlayınca bir boşluk içine düşer, bunalım yaşar, ama yılmaz, insan tükenmez çünkü, hem kendini yeniden yaratır, hem de bitimsiz iç hazinelerini doğanın-toprağın ve insanların emrine sunar, kıraç-verimsizleşmiş bir Anadolu toprağını-köyünü muhteşem üretken bir yapıya, köylülerle-bürokratlarla birlikte dönüştürür.

Sadece öğretmenler değil, sadece mühendisler değil, tüm halkımız için, gençler, aydınlar,her meslekten emekliler, emekliliğe hazırlananlar okumalı bu romanı..

Görecekler ki, insan hem doğayla, hem kendisiyle, hem toplumsal geriliklerle mücadele ederse, bunun yol ve yöntemlerini doğru saptayıp uygulayabilirse, asıl özgürlüğe o zaman ulaşacaktır.

Romanda emekli öğretmen ile mühendis Ayhan arasında geçen konuşmalardan birinde Ayhan anlatıyor:

“…biz, kendimizi kaybetmeden onları izlemekle birlikte, asıl kendi gerçeklerimize dönmeliyiz. Bu gerçeklerin en önemlisi de ülkemizin, az gelişmiş bir ülke olduğu gerçeğidir… çağımızın kalkınma hızına, hayat seviyesine ulaşmak… bizim mihver davamız işte budur. Atatürk’ün temel ilkesi de buydu: Yeryüzünde bağımsız, eşit bir millet olarak dünyadaki ileri milletlerin ve medeniyetlerin seviyesine ulaşmak.” (Toprak Uyanırsa, s. 202)

Ayhan’ın düşünce ve davranışları dengeliydi, bu, onun en büyük gücüydü.

Devam ediyordu Ayhan anlatmaya:

“…size 'imkanların seferber edilişi' dedim. Ama bunun için de ilk önce 'Plan' lazım… Ekmeksizköy’de… planın üç konusu var: Uyandırılacak toprak, uyandırılacak insan gücü ve harekete getirilecek imkanlar ya da kaynaklar.” (s,2014-205)

Eserde olay zamanı olarak, Demokrat Parti iktidarının son iki yılını anlıyoruz.

Birkaç kez “Vatan Cephesi” geçmektedir. Mekan ise Ankara’ya yakın “Keltepe” köyü.

Dönemin iktidarının “…gevşek anlamıyla 'kalkınmacı' bir felsefeye bağlılık dışında belli bir iktisat politikası anlayışının olmadığı…” ileri sürülmektedir. (Korkut Boratav, Türkiye İktisat Tarihi, 20. Baskı, İmge Kitabevi, 2015, s,111).

Boratav Hoca’nın söz konusu araştırmasında, 1954-61 döneminde, “…köylüye dönük popülist politikaların sürüklediği genişleyici uygulamaların…” olduğu belirtilmektedir.

Bu romanda, anlatıcı öğretmenin olayların geçtiği zaman ve mekanda, ilgili bürokratlara giderek, köyün kalkınması için istediği yardımların verilmesi ve destek görmesi, zamanın iktidarının iktisat anlayışlarına uygun gözükmektedir.

Elbette edebiyat sanatı kurgudur, ille de dönemin gerçeklerine bire bir uygunluk şart değildir, ancak Şevket Süreyya Aydemir toplumsal gerçekçi bir yazardır ve kurgusunda da, ütopyasında da dengeli, geçerli bir hakikat ağır basmaktadır. Bize kahramanları ağzından bunu hissettirir.

Örrneğin, romanın sayfa 205-207 arasında, anlatıcı öğretmenin yakın arkadaşı Mühendis Ayhan çok öz ve vurucu biçimde, sağlıklı bir kalkınma ve yüksek bir üretkenlik için, “planlama” kavramının ve uygulamanın ne kadar önemli ve zorunlu olduğunu anlatır.

Ve daha önemlisi yakın bir zaman sonra gerçekleşen Devlet Planlama Teşkilatı’nın kurulacağını büyük bir ön sezişle bize duyumsatır.

İşte bu sanatsal öngörü muhteşemdir.

Bu romandaki anlatıcı öğretmenimiz kendisini bütün insanlığın birikiminin bir mirasçısı olarak görür.

Köylü mektebe alıştırılır, bataklık kurutulur, toprak işlenir, uyandırılır..

Bunları öğretmen örgütler, bürokratların ilgi ve yardımlarıyla, köyün muhtarının, imamının, bekçisinin katılım ve destekleriyle toplam üç sene içinde sonuç alınır.

Sonunda, köy taze sebze-meyve yetiştirilen, traktörlerin çalıştığı, yemyeşil topraklarla bezeli, gelişmiş hayvancılık yapılan  bir yer olur ve adı da değişir, Keltepe gider, Keklikpınarı ismi gelir.

Muhteşem bir dönüşümdür bu..

Kahramanların ilk halleri değişir, köyün durumu değişir, ilişkiler gelişip dönüşür, üretimsizlik yerini gelişmiş bir yeni üretim ilişkisine bırakır, uyuyan toprak uyandırılır ve canlanır..

İşte "roman" sanatında arzulanan bir teknik- yöntem-tarz gerçekleşmiş olur.

Başlardaki karakterler, ilişkiler, çelişkiler, tezler giderek iyi yönde değişir-dönüşür ve sonuçta insanlık, doğa ve toplumsal mutluluk için yeni bir senteze, anlayışa varılmış olur.

Romanda insanların enerjilerini iyi yönde yönlendirmenin gereği üzerinde çok durulur.

Aydınlarımızın bu konuda biraz zayıf kaldıkları, ama tek başlarına çok değerli özelliklere sahip oldukları vurgulanır.

Böylesine yüksek potansiyele sahip aydınları olan ülkelerin ihtilaller olmadan, kan dökülmeden de kendi topraklarında nice olumlu sonuçlar alabilecekleri belirtilir.

Yeter ki, yönlendirme iyi olsun, doğru olsun, toplumun, insanın, ülkenin içindeki potansiyeller, cevherler eksiksiz keşfedilsin ve sosyal mutluluk yönünde geliştirilip değerlendirilsin..

Roman bir bütün olarak didaktik ve ütopik bir anlayışla yazılmıştır.

Dostlar,

Bu romandan öğrendiklerimiz çok sayıda yazının konusu olabilir.

Gelecek yazılarımızda diğer boyutlarını da ele alabiliriz.

Vurgulanması gereken çok önemli bir boyut da şudur:

Romanda emekli öğretmen kahramanımız ağzından "yeni" bir “insan anlayışı” ortaya konulmaktadır. Ancak bu özel bir başlık altında ve makale gerçekliğinde değil, kitabın tümünde ve bütünlüğünde bize duyumsatılmaktadır.

O da şudur:

İnsan üretim ile, üretkenlik ile bağını koparırsa, “hiçleşir”.

Anlatıcı, ailesiyle, çevresiyle, geçmişiyle birlikte kendini boşlukta hissetmekte, dahası ruhsal bir çöküntünün diplerine doğru gittiğini ifade etmektedir. (sayfa,38)

Ne zaman ki bir köy özelinde yeniden işe, öğretmeliğe, hizmet etmeye başlıyor, işte o zaman, insanın özü olan toplumsallığı, üretkenliği yeniden duyumsamakta ve hayata bağlanmaktadır.

İnsan dışında her şeyin araç olduğu,  sadece insanı ve onun yüceltilmesini amaç edinen, ondaki gizilgücü harekete geçirmeyi önceleyen bir anlayışın esas olduğu tüm satırlarda öne çıkarılmaktadır.

Elbette toplumsal bir dayanışma ve bütünsellik kapsamında.

Günümüzde bu küresel “korona süreci"nde yapılmakta olan temel tartışmalardan biri de, insanın özü nedir, salgın sonrasında yeni bir insan tipi ortaya çıkar mı, insan gerçekten de yeni liberal tezlerin iddia ettikleri gibi, “homo ekonomikus” yani “çıkarcı bir yaratık” mıdır, yoksa toplumsal bir canlı mıdır; ya da Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar romanında kanıtladığı gibi, arzu, hırs ve hiç de rasyonel olmayan bir sürü bireysel tutku ve isteklerinin peşinden mi gitmektedir?

Dostoyevski elbette kapitalizmin “homo ekonomikus” insanına karşı “yeraltı insanı" boşuna ortaya koymamıştır.

Diğer bir nokta, romanda da belirtildiği gibi, sağlıklı bir “kalkınma” için eğitimim tek başına yeterli olamayacağı gerçeğidir.

“Milletin dirliği düzelmedikçe…sen istersen Keltepe’de okul değil, üniversite aç, ne çıkar… sen köyün dirliğine(geçimine) el at oğlum, dirliğine bak…” (sayfa 93)

Niteliğin bir kenara itilip, her şeyin nicel-sayısal büyüklüklerle anlatıldığı günümüz cilalı toplumunda ne müthiş bir ders!

Sağlıklı, demokratik, dayanışmacı ve dengeli bir kalkınmayı konu alan romanların başında gelen Toprak Uyanırsa, eğitimden, toplumsal gelişmeye, sosyal devletten, insanın özüne, bürokrasi eleştirilerinden, evrimsel psikolojiye, aydın insandan, üretkenlik konusuna dek çok katmanlı yapısıyla, hep yeniden okunacak ve tartışmaya açılacaktır.

Benzer konuları işleyen, Duru Göl, Yağmur Duası, Beyaz Zambaklar Ülkesi, Yaban ve Öz Peşinde gibi romanlar ile benzer ve ayrışan yanlarını da yeni bir yazıda ele almak gerekli olmaktadır.

Dr. Halit Suiçmez (iktisatçı, yazar)
Gerçek Edebiyat

 

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)